Office 365 Türkiye Danışmanlık Destek Yetkili Çözüm Ortağı PeakUp Bilişim Danışmanlık
Windows Azure

Windows Azure Platformu

Son yıllarda bilişim endüstrisinde en çok heyecan yaratan ve gelecek vadeden teknolojik gelişmeler Türkçe’mizde “Bulut Bilişim” ...

powershell-komut-ekran

Windows Powershell ile Office 365 E...

Bu makalemizde Windows Powershell’ i bir Office 365 hesabını yönetebilir hale getirme konusunu ele alacağız. Bildiğiniz gibi Microsoft’ un O...

Office 365 Directory Senkronizasyonu

Office 365 DirSync İşlemi

Office 365 DirSync İşlemi Bu makalade Microsoft Office 365’ teki kullanıcı bazlı ayarları  Active Directory Users and Computers aracını k...

Lync Online Türkiye

Lync Attendee Aracını Kullanarak ...

Lync Attendee ile konferans katılımı Bu makalede Lync Online kullanan bir kullanıcının düzenlediği konferansa, Microsoft’ un sitesinden ...

Windows Azure Platformu

Windows Azure

Son yıllarda bilişim endüstrisinde en çok heyecan yaratan ve gelecek vadeden teknolojik gelişmeler Türkçe’mizde “Bulut Bilişim” olarak anılan, orijinal adıyla “Cloud Computing” başlığı altında toplanan gelişmelerdir. Bulut Bilişim kavramı işlevsel anlamıyla günümüzün bilişim sistemleri tarafından sağlanan başlıca hizmetler olan veri depolama, işlemciye dayalı hesaplamalar yapma, servis bazlı hizmetler sunma ve uygulama geliştirme gibi işlevlerin internet ağındaki sunucular üzerinde gerçekleştirilmesi ve bu kaynaklara erişimin çevrimiçi olarak sağlanması şeklinde özetlenebilir. İnternet teknolojisindeki gelişmeler ile çevrimiçi olarak erişilebilen kaynaklar artık web siteleri aracılığıyla erişilen içeriklerin ötesinde sanal bilgisayarlar, büyük depolama alanları ve yüksek kapasiteli işlemci gücü gibi fiziksel olanakları da kapsayacak hale geldi. Microsoft’un Windows Azure adıyla duyurduğu bulut platformu saydığımız tüm bu hizmetleri ve daha fazlasını oldukça esnek ve kolay erişilebilir halde sunan bir servis olarak öne çıkıyor.

Bulut yapısında iş süreçleri göz önüne alındığında altyapınn  dinamik değişen ihtiyaçlara göre esneklik sunabilmesi hem ekonomik hem de teknik açıdan önemli bir konudur. Farklı senaryolara ilişkin süreçleri ve karşılaşılması muhtemel  problemleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür. İlerledikçe Azure Platformunun bu senaryolara ilişkin çözümlerine ayrıca değineceğiz.

 windows azure nedir?

Windows Azure platformu fiziksel olarak Microsoft’un Dünya’nın farklı noktalarında kurduğu yüksek kapasiteli veri merkezleri (datacenter) ve bu merkezlerdeki sunucularda çalışan yazılımlardan oluşuyor. Azure platformunun sunduğu olanakları ve avantajları anlayabilmek için bu büyük yapıyı başlıklar altında bölümlere ayıralım ve her bir özelliği kendi içinde inceleyerek Azure dünyasını tanımaya başlayalım.

Azure platformu

Execution Models (İşletme Modelleri)

Azure Platformunu kullanırken yürüteceğimiz işin özelliğine göre üç farklı çalışma modeli ile karşılaşırız. Bunlar Sanal Makineler (Virtual Machines), Web Siteleri (Web Sites) ve Bulut Servisleri’dir (Cloud Services).

Azure Platformunda sanal makineler öteden beri aşina olduğumuz VHD (Virtual Hard Disk) dosyaları ile çalışıyor. Bir sanal makine oluşturmak istediğimizde Azure galerisinden hazır bir imaj seçebildiğimiz gibi kendi oluşturduğumuz bir VHD dosyasını da kullanabiliyoruz. Dahası sanal makine oluştururken Windows işletim sistemleri ile sınırlı kalmayıp CentOS, Ubuntu gibi popüler Linux sürümlerini de kullanabiliriz. Her halükarda sonuçta Azure kaynakları ile tümüyle entegre olmuş bir sanal makine veya daha ileride değineceğimiz üzere bu makineler ile oluşturulabilecek sanal networkler elde edebiliyoruz. Bu yaklaşım tarzı bulut bilişim terminolojisinde IaaS Modeli (Infrustructure as a Service Model) olarak adlandırılıyor. Hatırlayacağınınz üzer daha önce Azure platformunun sağladığı esneklikten bahsetmiştik. Bunun bir örneği olarak Azure üzerinde barındırılan sanal makinelere ilişkin hizmet bedelinin  sanal makinelerin çalışma süreleri üzerinden belirlendiğini söyleyelim. Azure platformunda “kullandığın kadar öde” prensibi sayesinde daha önce grafikler üzerinden değindiğimiz problemlerin çoğundan etkilenmiyoruz.

Web siteleri oluşturmak istediğimizde ise  aslında yine sanal makineler üzerinde çalışan web sunucuları kullanarak bildiğimiz Microsoft IIS (Internet Information Services) yapısıyla karşılaşıyoruz. Azure platformu web sitelerinin ölçeklerine göre ihtiyaç duyulan kaynakları otomatik olarak atıyor ve sanal sunucularımız üzerindeki yükü akıllı bir şekilde paylaştırarak hizmet kesintisi yaşanmasına fırsat vermiyor. Dilersek kaynak havuzundaki ortak sanal sunucular yerine bize özel tahsis edilmiş sunucular da kullanabiliyoruz.

Azure platformunda bulut servislerinden bahsederken odak noktasına bulut uygulamalarını koymalıyız. Bulutta çalışmasını istediğimiz uygulamalar temelde iki tip altında toplanıyor: Web Roles (Web Rolleri) ve Worker Roles (İşçi Rolleri).  Burada ana fikir Azure platformu için uygulama geliştirirken altyapıya dair işleri tamamiyle Azure platformuna bırakmak ve sadece uygulamanın kendi tasarımına konsantre olabilmektir. Bir başka deyişle geliştirilecek uygulamayı çalıştırack sanal makineler ve sanal makineler üzerinde çalışacak olan sunucular Azure tarafında otomatik olarak oluşturulacak ve yönetilecek, bize sadece uygulamanın çalışmasını istediğmiz rolü ve kaç adet sanal makine üzerinde çalışacağını belirlemek kalacak. Bu yaklaşım bulut terminolojisinde PaaS Modeli (Platform as a Service Model) olarak adlandırılıyor.

Data Management (Veri Yönetimi)

Azure platformunda veri yönetiminden bahsederken SQL Database (SQL Veritabanı), Table Storage (Tablo Depolama) ve Blob Storage (Binary Large Objects Storage) çözümlerini ele alacağız.

SQL Veritabanı hali hazırdaki kullanım şeklini koruyarak bulutta da ilişkisel verileri depolamak ve depolanan verilere gerektiğinde erişmek için sağlanan bir araç olarak, PaaS (Platform as a Service) modeli ile karşımıza çıkıyor. Veritabanları ilk bakışta sanılabileceği gibi bir sanal makine üzerine kurularak çalıştırılmıyor. Elbette istersek kendi oluşturacağımız sanal makineler üzerinde de SQL Veritabanları çalıştırabiliriz ama burada işimizi kolaylaştırmak için düşünülmüş farklı bir model var. Azure platformu doğrudan SQL veritabanları oluşturmamıza müsade ediyor, arka planda yapılması gereken tüm ayarları ve yönetimleri de kendisi gerçekleştiriyor. Azure SQL Veritabanı yapısı bilinen protokolleri kullandığından kendi yerel veritabanlarına bağlı çalışan uygulamaların bu yolla aynı şekile buluttaki SQL veritabanlarına da bağlanabilmesi sağlanmış oluyor.

Veri depolama ve yönetme ihtiyaçlarımız SQL Veritabanları gibi çok yönlü bir çözüm gerektirmeyecek ölçekte ise Azure platformunun sağladığı Tablo Depolama (Table Storage) çözümünü kullanabiliriz. Bu yolla SQL veritabanlarına nazaran daha primitif ama düşük maliyetli, daha hızlı ve daha esnek bir çözüm elde ederiz. Adından da anlaşıldığı üzere bu yolla tablolar halinde depolanan veriler arasında bir ilişki yoktur. Tasarım tabloların satırlarına atanan anahtarlar ve bu anahtarlara karşılık gelen verilerden ibarettir. Tablo Depolama çözümü basit ve direkt bir yöntem olarak tercih edilebilir.

Binary Large Objects teriminin kısaltılmış hali olan Blob sözcüğü büyük medya dosyaları veya büyük hacimli yedekleme dosyaları gibi verileri temsil eder. Blob Depolama çözümü (Blob Storage) yapısal olarak diğer veri depolama yöntemlerinin altında yatan yöntemdir. Azure platformu da kendi iç işleyişinde Blob Depolama çözümünü kullanır. Örneğin sanal makinelerin VHD dosyaları Azure içerisinde Blob Depolama ile tutulur.

Business Analytics (İş Analizi)

Veri depolama ve veri yönetiminden bahsettikten sonra depolanan verilerin anlamlı sonuçlar elde etmek üzere işlenmesine geldiğimizde SQL Reporting (SQL Raporlama) ve Hadoop Azure platformunun sağladığı çözümler olarak karşımıza çıkıyor.  

SQL Raporlama, adından da anlaşıldığı üzere Azure platformunda oluşturulmuş olan SQL veritabanlarında saklanan verilere ilişkin raporlamaların yapılmasını sağlayan mekanizmadır. Bu raporlar standart olarak kabul edilen XML, HTML gibi formatların yanısıra Excel dosyaları şeklinde de oluştutulabilir. Azure platformundaki SQL Raporlama üyesi aslında önceden beri kullanılan SQL Server Raporlama Servisleri’nin (SQL Server Reporting Services) buluttaki versiyonudur.

Büyük ölçekli verilerin analizi için geliştirilmiş bir açık kaynaklı teknoloji olan Hadoop, Azure platformunda iş analizi çözümlerinden bir diğeri olarak sunuluyor. Hadoop, farklı alt sistemlere dağılmış halde olan yüksek hacimli verilerin yönetimini sağlamak için alt sistemlerin her birinde paralel olarak çalışan bir program modeli olan MapReduce teknolojisine dayanır. Bu yaklaşım ile birbirinden ayrık halde olan tüm alt sistemlerden eş zamanlı olarak veri okunabilmesi ve okunan verilerin hızlı şekilde birleştirilerek işlenebilmesi sağlanır. Burada sözünü ettiğimiz dağınık veri herhangi bir ilişkisel yapıya sahip olmayan ve düzensiz halde olan veridir.

Networking (Ağ Hizmetleri)

Azure platformunda kullanıcıların  buluttaki sevislere erişmesi ve hizmet alabilmesi için kullanılan farklı ağ (networking) çözümlerine baktığımızda Virtual Network (Sanal Network), Connect ve Traffic Manager (Trafik Yönetimi) ile karşılaşıyoruz.

Azure Sanal Network yapısı şirket içindeki yerel ağ ile buluttaki sanal ağı (virtual network) birleştirmemizi sağlıyor. Bu yöntem ile buluttaki sanal makineleri tıpkı yerel ağdaki gerçek makineler gibi çalıştırabilmek mümkün hale geliyor. Bununla beraber bulutta çalışan uygulamalarımızı tıpkı yerel ağdaki bilgisayarlardaki kurulu programlar gibi çalıştırabiliyoruz. Kullanıcıların buluttaki servislere ve uygulamalara her noktadan erişebilmesini sağlayan bu yaklaşım iş süreçlerini lokasyon bağımsız hale getirmek için ideal bir çözüm gibi görünüyor.

İster yerel ağımızda ister bulutta bir sanal network oluşturmak ayrıca bir ağ yöneticisi (network administrator) atamayı ve bazı durumlarda özel VPN donanımlarını yapılandırmayı gerektirebilir. Eğer tek isteğimiz şirket içi yerel ağdaki belli makinelerin buluttaki belli servislere veya uygulamalara erişmesi ise Connect teknolojisini kullanabiliriz.

Hatırlarsanız Azure platformunun Dünya’nın farklı merkezlerine dağılmış olan veri merkezlerinden oluştuğunu vurgulamıştık. Şayet buluttaki servisleriniz veya uygulamalarınız birbirinden uzaktaki birden çok farklı merkezde eş zamanlı olarak çalışıyorsa Dünya genelindeki çalışanların veya kullanıcıların bu kaynaklara erişimini yöneten mekanizma Trafik Yönetimi’dir (Traffic Manager). Avrupa, Asya ve Amerika kıtalarında hizmet veren bir şirket için buluttaki uygulamalarının birer kopyasını bu merkezlerdeki veri merkezlerine dağıtmak ve kullanıcıları en yakındaki merkezlere yönlendirmek tasarım açısından doğru bir modeldir.

Messaging (Mesajlaşma)

Buluttaki uygulamalar çoğu durumda bir başka uygulama veya servis ile haberleşerek çalışır. Bu haberleşmeyi sağlamak için Azure platformunda kullanılmakta olan Messaging teknolojisi Queues ve Service Bus seçeneklerinden meydana gelir.

Azure platformunda bulut uygulamalarının Web Roles ve Worker Roles olmak üzere iki farklı tipte ele alındığından bahsetmiştik. Web Roles kullanıcıların etkileşime girdiği servisleri kapsarken Worker Roles arka planda çalışmakta olan servisleri ve uygulamaları kapsar. Bulutta çalışacak bir uygulama için bu iki kaynağın birbirleri ile haberleşmesi Windows Azure Queues teknolojisi ile sağlanır.

Uygulamaları birbirleriyle bağlı halde çalıştırmanın daha genel bir yöntemi olan Service Bus Queues teknolojisi gibi Web Roles ve Worker Roles arasında bağlantı kurabildiği gibi bulutta çalışan uygulamalar ile şirket içi yerel ağda çalışmakta olan uygulama ve servisleri de birbirine bağlamak için kullanılan teknolojidir. Burada birbiri ile bağlı çalışmasını istediğimiz uygulamalar çok geniş bir yelpazede olabilir. Mobil telefonlarda çalışan bir uygulama ile buluttaki bir uygulamayı veya şirket içi yerel ağda çalışan birden fazla uygulama ile buluttaki bir veri havuzunu Service Bus kullanarak birleştirebiliriz. Bu noktada vurgulanması gereken bir konu vardır, Service Bus yardımı ile aralarında bağlantı kurduğumuz uygulamaların tümü şirket içi yerel ağda olsalar dahi mesajlaşmalar bulut üzerinden gerçekleşecektir. Service Bus mekanizması iki farklı tipte işletilebilmektedir, bunlar Service Bus Queues ve Topics olarak adlandırılır. Service Bus Queues tıpkı biraz önce bahsettiğimiz Windows Azure Queus gibi çalışarak tek yönlü şekilde mesajlaşma sağlar. Topics yapısı ise PubSub mekanizması (Publish & Subscribe Mechanism) ile işler. Tek bir yayınlayıcıdan gönderilen mesajlar o yayıncıya daha önceden üye olmuş uygulamalar ve servislere ulaşır. Eğer buluttaki uygulamalara herhangi bir authentication mekanizmasından geçmeden doğrudan erişmek istersek bu durumda da Relay mekanizması kullanabiliriz. Böyle durumlarda firewall yapılandırmasını da uygun şekilde gerçekleştirmek gerekebilir.

Caching (Ön Belleğe Alma)

Çok sayıda kullanıcının eriştiği verilerin daha hızlı ulaştırılması için kullanılan yöntem olan caching Azure platformunda sanal makineler üzerinde kendiliğinden gerçekleştirilir. Bizim ayrıca bir yapılandırmayla uğraşmamız gerekmez. Caching, birden fazla sanal makineden oluşan sanal networkler için de tek bir sanal makinede olduğu gibi çalışır.

Caching ile aynı amaca hizmet etmesiyle birlikte aslında tamamen farklı bir mekanizmaya dayanan Content Delivery Network (İçerik Dağıtım Ağı) yapısı farklı lokasyonlardaki veri merkezlerinin yakın çevresindeki kullanıcıların sıkça eriştikleri verileri o merkezlerde ön belleğe alan teknolojidir. Yapısal olarak Blob verileri kapsar. Örneğin Dünya’nın her yerinden yüksek hızla erişilebilmesini istediğimiz medya dosyalarından bahsediyorsak, bu dosyaların tüm Azure veri merkezlerine ayrı ayrı kopyalanması yerine daha alt birimlere yayılmış yerel servislere aktarılması sağlanır.

Identity (Kimlik)

Tıpkı şirket içindeki yerel ağda olduğu gibi buluttaki sanal ağımızda da hemen hemen tüm işlemlerde kimlik mekanizmaları belirleyici olur. Azure platformu başlıca iki farklı kimlik mekanizması sunar:

i.            Buluttaki sanal makinelerden oluşan sanal network üzerinde çalışan Windows Server Active Directory

ii.            Windows Azure Active Directory

Windows Server Active Directory çözümü bulutta şirket içi yerel ağdaki Active Directory yapısına bağlı olarak çalışacak uygulamalar söz konusu olduğunda tercih edilebilir. Örneğin şirket içindeki SharePoint yapısını buluta taşırsak bu durumda Active Directory Domain Controller makinasını da buluta taşımak akılcı bir çözüm olacaktır. Böylelikle SharePoint ile Active Directory Domain Controller arasındaki yoğun haberleşme trafiği ile Azure başa çıkacaktır.

Windows Azure Active Directory ise Azure ile birlikte ilk kez tanıştığımız bir teknoloji. Buluttaki sanal makinelerde Windows Server Active Directory çalıştırabildiğimizi unutmayalım. Windows Azure Active Directory tamamiyle bulut uygulamaları ile birlikte çalışmak üzere geliştirilmiş ayrı bir yapıdır. SaaS (Software as a Service) uygulamaları göz önüne alındığında single sign-on (tek kimlikle servisler arasında hareket etme) gibi çözümler Azure Active Directory tarafından desteklenmektedir. Örneğin kullanıcıların Facebook hesabına ait kimlik bilgileri ile bulutta çalışan uygulamalarımıza erişimini Azure Active Directory ile sağlayabiliriz.

High-Performance Computing (Yüksek Başarımlı Hesaplama)

Azure platformunun sağladığı büyük ölçekli kaynaklar yüksek işlemci gücü ve donanım performansı gerektiren uygulamalar için adeta biçilmiş kaftandır. HPC, Azure üzerinde tek bir iş parçası için çok sayıda sanal makinenin bir arada kullanılması şeklinde özetlenebilir. Şirket içi yerel ağda çok sayıda sunucu barındırmak oldukça yüksek maliyetli bir iştir. Bunun yerine Azure platformunda çok sayıda sanal makineyi yapılandırmak hem çok daha ekonomik hem de oldukça basit bir çözümdür. Azure platformunda sunulan tüm kaynaklar için maliyetin kullandığımız süreye göre hesaplandığını söylemiştik. Yüksek kapasite gerektiren işleri Azure üzerinde gerçekleştirmek istediğimizde ihtiyaç duyduğumuz anda ihtiyaç duyduğumuz kadar kaynağı sadece işimizi tamamlayacak süre boyunca kullanır ve iş sonunda kapatırız. Dahası bir işi HPC Scheduler (HPC Zamanlayıcısı) yardımı ile önceden belirlediğimiz zaman aralıklarında  gerçekleştirebiliriz. HPC Zamanlayıcı kendi başına bir hizmet değildir, Azure uygulamaları ile büyük iş yüklerini yönetmek için bize yardımcı olacak otomatik bir servistir.

Erdem Erdoğan
Infrastructure Consultant

PeakUp Bilişim Danışmanlık 

Windows Powershell ile Office 365 Exchange Online Hizmeti Nasıl Yönetilir

Bu makalemizde Windows Powershell’ i bir Office 365 hesabını yönetebilir hale getirme konusunu ele alacağız. Bildiğiniz gibi Microsoft’ un Office 365 için komut satırı aracı olarak “Microsoft Online Services for Windows Powershell”  adında bir aracı mevcut. Bizim burda değineceğimiz konu ise Windows Vista, Windows 7 ve Windows Server 2008 ile birlikte gelen,  gelişmiş bir komut satırı aracı olan Windows Powershell ile bir Office 365 hesabını nasıl yönetebileceğimiz.

Powershell’ i bir hizmete bağlayabilmek için öncelikle Powershell v2 ve Windows Remote Management (WinRM) 2.0 sürümünün bilgisayarınızda yapılandırılmış olması gerekmektedir. Windows 7 ve Windows Server 2008 R2 kullanıyorsanız herhangi bir problem yoktur çünkü bu öğeler bu sistemlerde yapılandırılmış durumdadır. Windows Vista Service Pack 1 (SP1) veya SP2, Windows Server 2008 SP1 veya SP2, Windows Server 2003 SP2, Windows XP SP3 gibi işletim sistemleri kullanıyor iseniz belirtilen öğelerin bu sistemlerde yapılandırılması gerekmektedir. Biz işlemlerimizi Windows 7 üzerinden gerçekleştireceğimiz için bir sıkıntı yok.

Bu makalenin devamını okumak için tıklayınız.

Office 365 DirSync İşlemi

Office 365 DirSync İşlemi

Bu makalade Microsoft Office 365’ teki kullanıcı bazlı ayarları  Active Directory Users and Computers aracını kullanarak yapabilmemizi sağlayan DirSync işlemini inceleyeceğiz.

Peki neden DirSync’ e ihtiyacımız olabilir:

  • Office 365 kullanıcılarını, Office 365’ in kendisine ait admin panelinden yönetmektense tüm kullanıcıları Active Directory’ den yönetmek daha kolay bir yöntem olabilir.
  • Yeni açtığımız Office365 hesabına, sistemimizde var olan kullanıcıları tek tek manuel olarak eklemek yerine, DirSync işlemi ile Active Directory’ deki kullanıcıları, Office 365’ in içerdiği attribute’leri ile birlikte hızlı ve güvenli bir biçimde çekebiliriz.
  • Böylece hem iş gücünden hem de zamandan tasarruf etmiş oluyoruz. Yaratmak istediğimiz yeni Office 365 sisteminde yüzlerce kullanıcı olması gerektiğini varsayarsak bu işlem oldukça mantıklı görünüyor. Belirtmeden geçmeyelim; bir csv dosyası yardımıyla kullanıcıları Office365 sistemine import etmek gibi bir seçeneğimiz de mevcut.

Bu yazının devamını okumak için tıklayın.

Lync Attendee Aracını Kullanarak Konferanslara Katılma

Microsoft Lync Online

Lync Attendee ile konferans katılımı

Bu makalede Lync Online kullanan bir kullanıcının düzenlediği konferansa, Microsoft’ un sitesinden ücretsiz olarak indirilebilen bir tool olan Lync Attendee aracını kullanarak nasıl katılabileceğimizden bahsedeceğiz.

Neden Lync Attendee kullanmamız gerekebilir ilk olarak bu konudan bahsedelim. Bildiğiniz gibi Microsoft Office 365 paketi içerisinde gelen Lync Online uygulaması ile kullanıcılar kendi aralarında sesli-görüntülü konferanslar yapabilmekte olup bu konferansları destekleyici çeşitli paylaşım araçlarını kullanabiliyorlar. Lync Online lisansı atanmış olan her kullanıcı bu işlemleri sıkıntısız bir şekilde gerçekleştirebilme imkanına sahip ancak Lync Online lisansı olmayan kullanıcılar ne yapacak?

Bu makalenin devamını görmek için tıklayınız.

Office 365 Deneme Account’unu nasıl açabiliriz?

Office 365’te Hesap Oluşturulması

İlk olarak buraya tıklayarak ulaşacağınız sayfada  “ İleri ” butonuna tıklıyoruz.

Office 365 hesabi nasıl açılır?

Olcay Erkan tarafından hazırlanan bu rehberin devamını okumak için tıklayınız.

Microsoft Office 365 ve Google Apps Karşılaştırması

Bu makalede sizlere dünya çapında adını duyurmuş iki büyük firmanın, bulut bilişim alanında piyasaya sürmüş olduğu, genel bulut hizmetlerini kapsayan ürünlerinin karşılaştırmalı analizini yapmaya çalışacağım. Nedir bu ürünler; Microsoft Office 365 ve Google Apps…

Office 365 vs  Google Apps Karşılaştırma

Ürünlerin analizine geçmeden önce “bulut bilişim nedir?” sorusunun cevabını vermek daha doğru olacaktır. Bulut bilişim en temel anlamıyla donanımlara, depolama alanlarına, yazılım lisanslarına vs. yatırım yapmadan, edinmek istediğiniz hizmeti(yazılım-uygulama vs.), depolamak istediğiniz öğeleri(resim-doküman) , karmaşık lisanslama politikaları ve maliyetleri olmadan, aylık –ölçeklenebilir maliyet analizi yapma imkanı ile birlikte, hizmet sağlayıcınızın sizlere sunduğu veri merkezleri ve depolama alanları üzerinden internet altyapısı vasıtasıyla kullanabilmektir. Tanımdan da anlaşılabileceği gibi bulut bilişimin donanıma ve mekana verilere erişebilme konusunda bağımlılığı yoktur. Bulut bilgi işlem hizmetlerinden yararlanan her kullanıcı veya kurum sadece bir browser vasıtasıyla datalarına ulaşabilir, aldıkları hizmetleri rahatlıkla yönetebilir, ölçekleyebilir, dağıtabilir hatta makalenin devamında da bahsedeceğim üzere hizmet sağlayıcılarının sunduğu desteklerle datalarını bulut üzerinde editleyebilir veya bulut üzerinde çoklu çalışma ortamları oluşturabilir. Bu tarz aksiyonları mevcut altyapının getireceği arıza ve kesintilerle uğraşmadan, hizmet sağlayıcılarının süreklilik güvencesiyle gerçekleştirebileceğimiz yeni bir teknoloji bulut bilişim.

Olcay Erkan tarafından hazırlanan bu karşılaştırma yazısının devamını okumak için tıklayınız.

Office 365 Hybrid Yapı Kurulumu

Alptekin Gökçeyrek tarafından hazırlanan Office 365 Hybrid Yapı Kurulumu rehber yazılarına aşağıdaki bağlantı tablosundan ulaşabilirsiniz.

Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Update edilmiş Active Directory kullanıcılarının kontrol edilmesi) – Adım 1
Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Windows Powershell Kullanılarak UPN değerlerinin kontrol edilmesi) – Adım 2
Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Active Directory Federation Servisleri için DNS Host kayıtlarının oluşturulması) – Adım 3
Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Active Directory Federation Services 2.0’ın download edilerek yüklenmesi) – Adım 4
Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Yeni Domain Sertifikasının oluşturulması) – Adım 5
Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Default Web Sitesine Sertifikanın Assign edilmesi) – Adım 6
Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu Active Directory Federation Services 2.0 Kurulumu (Active Directory Federation Services 2.0’ı yapılandırmak) – Adım 7
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Directory Synchronization’ının Aktif edilmesi) – Adım 1
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Directory Synchronization Aracının Yapılandırılması – Dirsync)  – Adım 2
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Yeni Organizational Unit ve Kullanıcı Oluşturulması)  – Adım 3
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Active Directory Senkronizasyonu) – Adım 4
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Directory Senkronizasyonunun Kontrol edilmesi) – Adım 5
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Kullanıcı Bilgilerini güncelledikten sonra Directory Senkronizasyonunun zorlanması) – Adım 6
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Mail Control’un Güncellenmesi) – Adım 7
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Office 365 üzerinde Filtre oluşturmak ve Office 365 Kullanıcılarının Lisanslarını aktive etmek) –  Adım 8
AD Senkronizasyonu AD Senkronizasyonu (Identity Federasyonun çalışmasının kontrol edilmesi – ADFS’in çalışmasının kontrol edilmesi) –  Adım 8

Windows 8 Aktivasyonu

Windows 8 Enterprise’i kurduktan sonra aktivasyon yapmakta problem yaşayabilirsiniz. Control Panel altındaki System menüsünün içerisinde Windows Activation bölmesinden ürün anahtarını değiştirmenizi sağlayacak seçenekleri bulamayabilirsiniz. Windows’un kendisinin ve Windows işletim sisteminin üzerine kurulan diğer Microsoft uygulamalarının (Office vb.) ürün anahtarlarının değiştirilmesini dolayısıyla işletim sisteminin ve ürünlerin aktifleştirilebilmesini sağlayan Volume Activation Management Tool (VAMT) 2.0’ın da içerisine yeni ürün anahtarı girilmek istendiğinde bazı karakterleri kabul etmeyip ürün anahtarını giremediğinizi de görebilirsiniz.

Ahmet Toprakçı tarafından hazırlanan bu yazının devamı için tıklayınız.

Lync’in 10 Yeni ve Geliştirilmiş Özelliği

  1. Her yerde iletişimde kalın: Lync, kullanıcıların ağa bağlanabilen her yerden üstün güvenlikle iletişim kurmalarına olanak tanır ve ağ koşullarına otomatik olarak uyum sağlar.
  2. Tek istemci: Lync; sesli ve görüntülü çağrıları, Lync toplantılarını, iletişim durumu ve anlık mesajlaşmayı kullanımı kolay tek bir istemcide bütünleştirir.
  3. Tutarlı deneyim:Lync; Windows 7 ve Windows 8, Windows Phone, iOS ve Android akıllı telefonlar dâhil olmak üzere kullanılan cihaz, işletim sistemi veya tarayıcıya göre uyarlanmış tutarlı ve tanıdık bir deneyim sayesinde iletişimi kolaylaştırır.

Ahmet Toprakçı tarafından eğlenceli içerikle hazırlanan bu yazının devamını görmek için tıklayınız.

It’s All Business…

Gmail ve Office 365 arasında güvenlik konusunda eğlenceli bir karşılaştırma.

Bu yazı 3 Ağustos’ta Peak Up tarafından yayınlanmıştır. Devamını okumak için tıklayınız.